Yeni Yıl Terennümü

İntiharı kafasına takmış birisi, yaşıyor olmasının kadrini iliklerine kadar hisseder. Onun hafifliğini, yoklukta bir hiç olmanın hayrının olmadığını da iyi bilir. Bundan olsa gerek kendisi dışındaki herkesi, kadri bol olanın zıddıyla tehdit etmesi. “Dediklerim yerine gelmezse, elimdeki tek değerli şeyi feda edeceğim!” demenin kendince müspet bir yolu sayar intiharı.  

Devam

MEVSİMLERİN RENGİ

“Göç, içimizedir.” [Cahit İbn Zarif] Temasını mevsimlerin renklerine ayıran bir metnin giriş cümlesini zarif bir adamdan alıyor olduğu gerçeğini göz ardı etmezsek, kendi çapında bir kıyametin kopacağına şüphe yok. Mevsimlere renkler arayan bir kimse için meseleyi zamana ve ölüme taşıyacak olan hamle, aynı anda mevsimlerin hayata karşı bir duruşunun olduğunu

Devam

EVİME, YUVAMA VE İNSANLARIMA DAİR

Bizim dört duvarlı küçük bir odamız vardır. Bir duvarında pencere, önünde de kaktüsler vardır. Kahverengi kanepelerimizde babamla kitap okumuş ve birçok kez de dostlarımı ağırlamışımdır. Dostlarım ki sağ avucumun içi kadardır. Yan yana oturduğumuzda kahverengi kanepemizde boşluklar kalır. Doldurduğumuz kadarı tam sohbet etmeliktir, kenara sandalye çektirecek kalabalığı istemem. Bu odanın

Devam

YENİLGİNİN SEFERİ

“Herkes yenilebilir dostum, bir kuş düşebilir çatıdan Soğuktu, üşümüş olur, donmuş olur, bir sebep olur Bir şehir yitebilir, haritada gizlenir, bir ırmak kurur Kazanmak şart mı, böyle atlar gibi koşmak şart mı? Unutma, balkonlarda kuşlara yem serpen hep olur” İnsanın yaşamaya dair bütün hayati kodları zafer odaklı bir yaşam sürme

Devam

MODERNLİĞE DEĞEN İLK-EL DOKUNUŞ

*Son hamburger tüketilmeden kurtuluşa eremeyiz… Balon satan bir insanı düşünün, muhtemeldir her gün aynı yerlerden geçer, aynı ses tonuyla bağırır ve mahalledeki çocukların hangi evlerde yaşadığını bilir. Onun ‘bilmesi’ ve ‘bağırması’ ona kazanç sağlayacaktır ve muhatabından istemek en doğrusu olduğu için çocuklara sesini ulaştırmak zorundadır, kendi çocuklarına bakabilmek için. Fakat

Devam

SEVGİ

Sahi, sevgi neydi? ”Bazen gidesin gelir uzak ülkelere” diyor ya hani bir şarkıda, ne kadar kaçabilirdi insan? İnsan kaçar elbet istediği yere, ama yalnız kendinden kaçamaz. Her şeyden kaçarsın da kendinden kaçacak bir yer bulamazsın. Sahi, neydi insanın kendisiyle alıp veremediği ya da kendinden hiç alamadığı? Kendimizde arayıp bulamadığımızı başkalarından

Devam

VEDALAR ÜZERİNE

Ayrılık ondan koşarak uzaklaştığımız ancak bizi aniden yakalayıveren bir gerçek olarak çıkıyor karşımıza! Onun bu zamansız, paldır küldür gelişine teslim olmaktan başka çaremiz kalmadığını kavradığımız anda asıl zorluk başlamış oluyor. Ne bir firar mümkün ne de mecburiyet yüklü bir kabullenme! Arafta kalakalmışsın ama direniyorsun. İnsan varlığın kıymetini yokluğunda anlayabilmesiyle tanımlanan

Devam

MERYEM’E

Meryem’e Benden yaşça büyük bir taburenin üzerinde oturuyorum şimdi. Duvarın görünmeyen tarafındaki adam neyi üfleyedursun. Günahlarım yâdıma düşüyor istemsizce. Yakacak mum bulamıyorum. Küfrediyorum rengi solan karanlığa. Küçükken inanırdım ki, büyüdüğümde bir kandil gibi ışıldayacak gözlerim ve karanlığı delecek. İnandığım gibi olmadı, yanı başımdaki günahlarımla kaldıramıyorum gözlerimi yerden. Bilirim, çocukken böyle

Devam

SÜKÛNETİN BEYANI

Varlığın en üst kademesinde, ahsen-i takvim üzere yaratılan insanoğlu; fıtraten, aklen düşünme, seslerin aracılığıyla ifade edip dil yardımı ile konuşma tabiatında yaratılmıştır. Bu eylem üzerine bir hayli istekli olan insanoğlu; doğayı, hayatı anlamlandırmak adına sorular sormaya, anlatmaya, dinlemeye, dinlenilmeye her zaman ihtiyaç duymuştur. Konuşma gereksinimi kadar konuşmama ehliyetine de sahip

Devam