KASETÇALAR

“…Ver benim sazım efendim ben gider oldum Süremedim lavantayı konsola koydum.” Tanışmalarına vesile olan, mutlu yuvalarının başköşesinde duran bir kasetçalar. En sevdikleri türkü süzülüp geçti evlerinin içinden. Biraz mırıldandı, biraz karıştırdı sözlerini ama yine de sonuna kadar söyledi türküyü. Genç kadın dalga geçti, güldü. “Sesine de hiç yakışmıyor şu türkü.”

Devam

BİR PARK SEYRANI

         Parkta bir genç, etrafı seyrediyordu. Oyun oynuyordu çocuklar; bir anne, çocuğuna sesleniyordu; bir aile, bir ağaç gölgesine oturmuş çay içiyordu; bir grup genç, birazdan edecekleri sohbet için oturabilecekleri bir yer seçmeye çalışıyorlardı; küçük bir çocuk, etrafına gülümseyerek kâğıt topladığı arabasını çekmeye çalışıyordu; bir başka çocuk, elinde

Devam

MÜJGÂN

Kan var ellerinde, parmak uçlarından damlıyor ve toprağın üzerinde yeni yeni yükselmeye başlamış kar tabakasına damlayıp kırmızı lekeler oluşturuyor beyazlığın içinde; günahının lekelerini, henüz birkaç dakika önce işlediğin. İçinde durduğun Aralık gecesine meydan okurcasına buz kesmiş gözlerin gizleyemiyor günahını göğsünün ortasında hızlı bir ritimle atmakta olan o hiç sevmediğin, adını

Devam