BİR PARK SEYRANI

         Parkta bir genç, etrafı seyrediyordu. Oyun oynuyordu çocuklar; bir anne, çocuğuna sesleniyordu; bir aile, bir ağaç gölgesine oturmuş çay içiyordu; bir grup genç, birazdan edecekleri sohbet için oturabilecekleri bir yer seçmeye çalışıyorlardı; küçük bir çocuk, etrafına gülümseyerek kâğıt topladığı arabasını çekmeye çalışıyordu; bir başka çocuk, elinde

Devam

KİTAP FUARININ ARDINDAN

Bu yıl, daha önceki yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ramazan ayında Kocatepe Camii’nde düzenlenen kitap fuarı, Opera’da yeni açılan Melike Hatun Camisi’nin avlusunda yapıldı. Daha önceki yıllarda 36 kez Kocatepe Camii’nde düzenlenen fuarın adı Ankaralılar tarafından “Kocatepe Kitap Fuarı” olarak biliniyordu. Nitekim artık gelenek haline gelen Kocatepe Kitap Fuarı’nı yine

Devam

DEDEMİN RADYOSUNDA DİNLEDİĞİM

Küçük bir çocuk; yuvarlak yüzlü, sarışın. Yaz aylarının sıcaklığıyla vücudu, yüzü güneşte yanmış. Sarışın olduğu için olsa gerek, Teni kızıl kızıl yanıklarla dolmuş. Gerçi çocuğun yüzü normalde de en ufak şeyde çabucak kızarırdı. Ege’nin serin dağ köylerinden birisinde, bir evin bahçesinde oynuyor. Etraftan kumruların dinlendirici “guguk” sesleri, kavak ağaçlarının rüzgârda

Devam

DOĞSAYDIM EĞER

Benim adım Nahid. Yani doğsaydım eğer annem ve babam Nahid koyacaklarmış adımı. Mutlu mesut oldukları bir gün konuşurlarken duymuştum. “Erkek olursa Nahid, kız olursa Amina koyalım” demişti annem. Onlar benim erkek olduğumu bilmiyorlardı o zaman ama babam hep “Oğlum olacak benim, Nahid’im olacak.” diyordu. Babamın anneme söylediğine göre “suçsuz, lekesiz”

Devam

İKİ GENÇ

Genç adam, gözünü diktiği yerden ayıramıyordu. Çünkü başını kaldırdığı anda müebbetle yargılanıp bir bakışa mahkum olacağını biliyordu. Garsonun sesiyle irkildi; “Ne istersiniz?”. Menüye dahi bakmamıştı, hızla sayfaları çevirdi. Genç kız, “Ben bir Türk kahvesi alabilir miyim? Orta şekerli olsun.” dedi. Genç adamsa aklını kullanamayan bir biçâre edasıyla “Bende, bende. Aynısından

Devam

EY YAĞMUR YAĞ!

Ey yağmur, yağ! Sen yağ ki üzerimize, Temizlensin  yeryüzünden tüm kötülükler. Yağ, murat gelsin güzel yüreklere Güzel yarınlara değsin Genç fidanlara boy versin, Bulutlara veda edişin. Uzaktır yolun, bilirim, yorulmuşsundur Büyüsün fidanlar, boşa gitmesin zahmetin. Yağ ey yağmur, yağ! Bardaktan boşan da yağ, Vicdanlarından boşanan insanların üzerine de yağ… Belki

Devam

YAZIYLA DENİZİN ARASI

Aslında çok müşteki bir insan olmama rağmen bu satırlarımı şikâyetlerimi sıralamaktan ziyade, şikâyet ettiğim durumların bazen bende bıraktığı güzel hisleri aktarmak için karalayacağım. Daha önceki bir anımda memleketimi söylemiştim. Kısaca memleketimle ilgili bilgi vereyim de şikâyetten tebessüme giden yolumu an-ı-latmaya başlayayım sizlere. Memleketim Gördes; Manisa iline bağlı, il merkezinden yaklaşık

Devam

RAMAZAN’IN NASİBİ

Sol kolunu kaldırdı, bileğinde takılı kol saatine baktı, saat sekize yaklaşıyordu. “Şükür bugün de iftar nasip olacak inşallah, bir orucum daha olmak üzere. Rabb’im kabul etsin” diye geçirdi içinden. Sonra adımlarını sıklaştırdı, Talatpaşa Caddesi’nde hemen Hacettepe Kampüsünün üzerindeki kaldırımda yürüyordu. İftar yaklaştığından kimsecikler yoktu ortada. Bir Ramazan’ı daha geçirdiği için

Devam

YEŞİL Mİ DENİZ

  -çocukluğuma- “Yeşil Deniz” tabiri ne zamandır toplumumuz içerisinde dolaşıyor, tam kestiremiyorum. İtiraf edeyim, benim literatürüme katılmasını, hayatımıza pek çok şeyin girmesine neden olan televizyon sağladı. Yayın hayatına 2014 yılında giren bir televizyon dizisinin isminin yeşil deniz olması, ilk işittiğimde yüzümde bir tebessüm oluşturmuştu. Bilenler ve bilmeyenler için; bu dizi

Devam

BEYAZ MUCİZE

Yerinden yavaşça kalktı. Pencereye doğru yöneldi. Gözleri sanki bir mucizeye tanık oluyormuşçasına hayretle bakıyordu. Tek saniyesini kaçırmaması gereken bir olaya canlı tanıklık edercesine dikkat kesilmişti. Bir adım attı, bir adım daha… Öylesine yavaş hareket ediyordu ki odanın diğer ucunda bulunan annesi, oğlunun bir şeyi ürkütmemek için bu denli yavaş ve

Devam