YENİLGİNİN SEFERİ

“Herkes yenilebilir dostum, bir kuş düşebilir çatıdan Soğuktu, üşümüş olur, donmuş olur, bir sebep olur Bir şehir yitebilir, haritada gizlenir, bir ırmak kurur Kazanmak şart mı, böyle atlar gibi koşmak şart mı? Unutma, balkonlarda kuşlara yem serpen hep olur” İnsanın yaşamaya dair bütün hayati kodları zafer odaklı bir yaşam sürme

Devam

EVET, DÜNYA!

Hayri, dünyaya bir sıfır önde gözlerini açtı. Evet bir sıfır önde. Hayri, tam teşekküllü hastanenin en profesyonel doğum uzmanı doktorlarının gözetiminde olumsuz bir duruma sebebiyet vermemek adına en ince ayrıntıları hesap edilerek doğumu başarıyla gerçekleşti. Hayri, bir ailenin tek evladı, zengin-varlıklı ailenin biricik evladı olması nedeniyle bir sıfır değil on

Devam

BİR ADAM…

Başkaydı bugün adam. Şehrin moralinin bozuk olduğunu düşünüyordu, içine kapandı sessizce. Sesini duyurmak istemiyordu, istese neler değişeceğini düşünmeden. Kırılmak ile kırgınlığın ince çizgisinde geziyordu kendince, kendisiyle. “İnsan” diyordu yutkunarak, hayatın amacını belirlemeden savrulduğunun nasıl farkına varmaz, derken gözleri nemlendi. Bir derdi vardı belli ki. Derdi olanın dermanı da olur elbette,

Devam

HAYATI ISKALIYOR MUYUZ?

Evet, ıskalıyoruz. “Hayatı ıskalamak nedir?” ve “Iskalanması gereken midir hayat?” öncelikle bu soruların bahçesinde dolaşalım ve bizi ağırlamasını isteyelim. Bahçeye birlikte girelim mi, haydi! Hayat iki türlüdür; yaşadığımız ve gurbette olduğumuz hayat: dünya hayatı; bir diğeri ise asıl yurt olan ve bu hayatın tarlası mesabesindeki dünyanın neticesi konumunda olan hayat:

Devam

TREN YOLCULUĞU

II.                                                            “Gitmek, insanın güzellik arayışından olur, insan güzeli aramak ve dâhi bulmak için gider.” (Gitmek Üzerine) “Hayat, türlü yeniliklere ve güzelliklere her daim gebedir. İnsan dediğin konar-göçer ve gitmekli olandır. Arayışı ve merakıdır insanı değerli kılan. Bir yolculuk hâli, bizi meraklarımız ve arayışlarımız ile buluşturur. Arayış ve merakımız, yolculuğumuzun

Devam

TREN GARI

“Ve dünya trenlerin ardından baka baka yorgun”    I. “Gidiyorum işte, o çocukluğumu, arkadaşlarımı ve dâhi ailemi de burada, en güzel yıllarımın geçtiği Erzincan’ımda bırakarak. İnsan giderken, anılarını, köyünü, arkadaşlarını ve çocukluğunu da bir bavula sığdırıp yanında götürse keşke. Dile kolay, tamı tamına yirmi üç yıldır aynı şehirdesin ve ailenden

Devam

RUH ŞÖLENİ

“Oruç; insanın katıldığı, her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir.” Sezai Karakoç Ramazan orucu; arınma, bilenme ve korunma eylemi olarak mü’minlerin hayatına yansır. Arınma eylemi, kötülüklerden, çirkinliklerden, haddi aşmaktan ve sair aylarda bulaşan her türlü manevi bunalımlardan durulanmayı yani arınma mevsimini gösterir Bilenme eylemi, bu kutlu ay içerisinde insan,

Devam

GİTMEK ÜZERİNE

Bir yolculuk esnasında “İnsan gitmek’lidir.”  diye bir söz yazmıştım küçük defterime. Niçin ve hangi halet-i ruhiye içinde yazmış olmalıyım ki bir gece vakti bu sözün üzerinde tekrar durma ve biraz kafa yormaya niyet ettim. İnsan gitmek’lidir. “Nasıl yani, ne demek bu!” dediğinizi duyar gibiyim, haydi birlikte gezinelim çevresinde bu sözün

Devam

MASAL

Masal ülkesindeki koşuşturmalarımın ayak izlerini taşıyan bir güne uyandım. Pazartesi. Modern insanın güne âh u figan ile başladığı haftanın ilk günü. Bir bunalım senaryosu… Neyse. İşe geç kalmamak adına kahvaltımı çabucak yaparak evden kendimi zor attım. Servis saati yaklaştı ve ben gene geç kaldım. Servise her daim soluk soluğa binmişimdir

Devam

KAĞIT MEDENİYETİ

Kadim medeniyetimiz, kitaplara emanet edilmiştir. Medeniyetimizi oluşturan ve medeniyetimizin günümüze yansımasını, evvela kağıt kültüründen, yani kitaplardan öğrenegelmişizdir. M. Orhan Okay “Kağıt Medeniyeti”  deneme kitabında neden ısrarla kağıt medeniyeti demesinin nedenini şöyle açıklıyor; “Denemeler kitabımın adını “kağıt medeniyeti” koyarken belki birçokları için çağımızın bilgisayar çağı olduğunu düşünmedim değil. Bilgisayar, “genel ağ”

Devam