DİSTOPYALARDAN BİR DÜNYA KURULABİLİR Mİ? -ANTHONY BURGESS & OTOMATİK PORTAKAL-

“Distopyalardan bir dünya kurulabilir mi?” diye soruyoruz. Sormaya da devam edeceğiz. Bugüne kadar pek çok yazar distopya türünde kitaplar yazmış ve çok okunanlar listesinde yer almışlardır. Distopyalar çok okunduğuna göre toplumlarda bir distopya bilgi dağarcığı oluştuğunu iddia edebiliriz. Hatta Türkiye özelinde bunu bizzat gözleme fırsatı yakalamış biri olarak distopyaların özellikle lise ve üniversite çağında okunduğunu söyleyebilirim. Distopya türü ülkemiz için önemli bir edebi türdür. Bu yadsınamayacak bir durum.

Peki, distopya bize ne kazandırıyor? Bundan önceki yazımızda Bay Orwell’ın 1984’ünü yazdık. Orada Büyük Birader ve kurduğu düzen üzerinden Orwell dönemi sosyalist liderlerine yoğun eleştiri göze çarpmaktadır. Bu durum edebiyatın siyasal ve sosyal yaşamla bağlantısını göstermektedir. Distopyalar dünyasında yüzen okur sosyal düzenin nasıl olmaması gerektiğini öğrenmektedir. Distopyalara karşı durursan ütopyanı kurmuş olursun bir bakıma. Tabi bu yargı her zaman doğru olmayabilir?

 

Tümör Teşhisi ile Değişen Yaşam

Otomatik Portakal kitabının yazarı Anthony Burgess’in yazarlık serüveni çok ilginçtir. Tümöre yakalanan ve bir yıl ömrü kaldığını öğrenen Burgess, bir yıl sonra karısını beş parasız ortada bırakacağı telaşı ve hüznüne de tümörle birlikte yakalanmıştır. Bu düşünce Burgess’i çılgına çevirir. Hemen bir çözüm bulması gerekmektedir. Burgess çözümü kitap yazmakta bulur. Yazar, yazar ve yazar. Aradan bir yıl geçmiştir. Fakat Anthony Burgess ölmemiştir. Çünkü doktorlar yanlış teşhis koymuşlardır. Bu trajikomik anı Anthony Burgess’in yazarlık hikâyesinin başlangıcıdır. Burgess’in yazarlık hikâyesinden bile bir roman çıkar.

Trajikomik bir şekilde yazmaya başlayan Anthony Burgess’in Otomatik Portakal kitabı distopya türünün hacim bakımından en kısa olanlarındandır. Kitabı sıkılmadan bir günde bitirebilirsiniz. Yolculuk sırasında distopyalardan bir dünya kurabilirsiniz.

Otomatik Portakal her türlü kuralı çiğneyen Alex ve arkadaşlarının hikâyesidir. Kitabın yazımı ve dili ‘nadsat’ adı verilen yakın geleceğin argosu olarak işlenmiştir. Bu bakımdan kötülüğün ve argonun uyumuyla kurgulanan bir distopya karşımıza çıkmaktadır.

Otomatikleşen Portakallar

Alex lise çağındaki kendisi gibi haylaz üç arkadaşı (George, Did ve Pete) ile birlikte hırsızlık yapıp âleme dalan bir velettir.  Alex yaptıklarında sınır tanımayan çetelerinin lideri olarak görmektedir. Sabahları okula giderken geceleri hırsızlık, uyuşturucu, içki, fuhuş ve bilumum ne kadar kötülük varsa işlemektedirler. Biz Alex ve arkadaşlarının yaptıklarına kötülük diyoruz ama gerçekten de onlar kötülük mü yapıyorlardı? Otomatik Portakal toplumunun kötülüğü aslında iyi olmak mıydı? İyi, kime göre iyi; kötü, kime karşı kötü? Yanıtları boş ver Alex, sen takıl dostum! Kafaları çek, sürt, barda takıl, cinsel hazlarını tatmin et, hırsızlık yap, cinayet işle… Dale Carnegie’nin Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı[1] kitabında hiçbir suçlunun kendini suçlu olarak görmediği, kötü bir insan olmadığına inandığını ifade etmektedir.

Otomatik Portakal toplumunun (onlara bu ismi vermenin yerinde olduğunu düşünüyorum) ebeveynleri oğullarıyla ve kızlarıyla baş edememektedirler. Çocuklarına hep şefkatli ve ılımlıdırlar. Gece istedikleri saatte çıkarlar, isterlerse hiç gelmezler, takılmak serbesttir Otomatik Portakal’da. Otomatik Portakal gibi olmak istemeyen Alex’in eleştirdiği durgun, sıradan ve kuralcı bir yaşamdır ‘Otomatik Portakal’ toplumu.

Otomatik Portakal toplumunun yaşamlarında yer alan kuralsızlığın ve güçlü olanın zayıf olanı ezdiği yapı da elbette toplumun gençleri çevrelerinde gördükleri ile bu yapıya hizmet edeceklerdir. Alex de sadece bunlardan biridir.

Kitapta bahsedilen çürümüş bir toplumdur. Bu çürümüş toplumda eğlenceye düşkün gençleriyle suçlarla dolu bir dünya kurulmaktadır. Bu suçlular dünyasında çirkin bir dünyaya doğan nice masum bebek suça sürüklenebilmektedir. Ya da doğan bebekler suça meyilli mi doğmaktadır? Bu soruya iki türlü de yanıt veren uzmanlar bulunmaktadır[2].

Alex, suça sürüklenen veya suça meyilli bir gençtir. Ve bu duruma karşı geliştirilen ıslah yöntemleri düşündürücüdür. Otomatikleşen Portakallara karşı suçlular dünyasında yok olan bir Burgess distopyasına bakarak bir dünya kurulabilir mi? Alex, ıslah edilip iyi bir insan olabilir mi ya da Alex etkisizleştirilebilir mi? Toplumlar suça karşı topyekûn bir ıslah çalışması gerçekleştirebilir mi? Sorular, soruları kovalıyor…

 

Gerçek Distopyalar

“Distopyalardan bir dünya kurulabilir mi?” diye soruyoruz ve sormaya devam edeceğiz. Sen sevgili okur, dünyaya ve dünyana şöyle bir bak ve gör. Dünyamızda yaşanan acılara karşı, adeta distopyavari olaylara karşı bir dünya kurulabilir mi? Yanıtımı distopyalara dair hasbelkader yazdığım “Distoyalardan Bir Dünya Kurulabilir mi?” yazı dizisinin sonuncusunda vereceğim.

Otomatikleşen Portakalların dünyasında dolaştıktan sonra distopyalardan bir dünya kurulabilir mi sorusunu bu kez cesaretini Yeni Dünya’da arayanlarda soracağız.

[1] Dale Carnegie, Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı, Epsilon yayınları, özel baskı.

[2] Bkz: fizyonomi-yüz okuma ile suçluyu tespit etme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir