DOKUNMAYIN, ONUN KALBİ KIRIKTIR

Yıllar önceydi. O zaman söylenildiğinde anlamamıştım, ne bu sözün anlamını ne de ağırlığını. ” Dokunmayın, onun kalbi kırıktır.” Yıllar geçti, büyüdüm. Benimle birlikte kırıklar da büyüdü, genişledi  ve ben bu sözü anlamaktan öte hissettim. Yılların omuzlarımda biriktirdiği yükten daha ağırdı bu sözün ağırlığı . “Kalbi kırık” olmanın ne demek olduğunu bildim bilmesine fakat daha önemlisi, kalp kırmanın ne beter bir şey olduğuydu anladığım. Kırılamayacak kadar kaskatı kesilmiş kalpleri de gördüm. O kalpler ki gece gibidir. Bu yüzden düşündükçe daha iyi anlıyorum geceleri sevmememin nedenini. Belki diyorum, belki bir yıldız gibi kara deliğe çekilmekten korkmasaydım bırakırdım ben de kendimi geceye. Zira kara delikleri iyi bilirim. Onlar aslında birer girdaptır ve gece, kendine aşık eden bir yalnızlığın kapısını aralar. Adım attığınız an kalp atışlarınızı arttıran o girdaba kapılırsınız. Şayet ben de o ritmin içinde boğulmayacak olsaydım, sağır ve dilsiz olmayı bile göze alabilirdim hatta gecenin içinde kör kalmayı da. Ya insanlar, onların hiç mi suçu yok? Onlara çarpa çarpa öğrenmeseydim hayatı ve eteklerimden tutup çekmeselerdi haykırırken ben gerçekleri, belki bir çocuk gülümseyişinin eskimesine izin vermeyecek kadar cesur olabilirdim. Böylece kalbime ait  kırıklar bir nebze olsun onarılabilirdi.

Dedim ya, insan büyüdükçe kalbindeki kırıklar da büyüyüp genişliyor. En sonunda kara boşluklara dönüşüyorlar. Zannımca insanın en ağır savaşı da burada başlıyor. Bu öyle bir savaş ki doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün hatta göz ile gönlün savaşından daha ağır bir savaş. Bu, kalp uğruna kalbin girdaplarıyla savaşılan bir savaş… Yusuf’un kuyusundan daha dipsiz, Yunus’un esir kaldığı karanlıktan daha karanlık her bir boşluk. İnatla ve ısrarla kendi içine çeken, haykırmaya bile fırsat vermeyen kara boşluklar…

İnsan olmak kolay peki ya insan kalabilmek? Bana kalırsa bu ancak kalbimdeki girdaplara, o kara boşluklardan oluşan girdaplara karşı koyabildiğim ölçüde gerçekleşir. Direnip teslim olmadığım ölçüde… Tam bu esnada birilerini hatırlıyorum işte, ışık saçan, yol gösteren, yol olan birilerini, aynı savaşın erleri olduğumuza inandığım birilerini… Sonra yineliyorum, kendimi ikna etmeye çalışırcasına: Ben, kalbi uğruna kalbinin girdaplarıyla savaşanlardanım.   

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir