HAYALİN VAR MI?

İnsan genel itibariyle sevebilen, düşünebilen, aklını ve mantığını kullanabilen “eşref-i mahlûkat” olarak yaratılmıştır. Bu yaratılış, insanı bütün dünyadaki varlıklar arasında en özel kılar. Bu özel kılınış insanlara sorumluluk yüklemiştir ve aynı zamanda insanların belirli vazifeleri yerine getirmesi, insanların kendinden beklenmiştir. İnsanoğlu da bu vazifeleri yerine getirirken ilim elde etme yoluna gitmiş, çalışmalar yapmış, medeniyetler kurmuştur. Bazı vakitlerde geliştirilen ilmi ve medeniyetleri tahrip, tahrif ve zor kullanma ile ele geçirmeye çalışmıştır.

Hayal. Hayal, arapça kökenli bir sözcük olup Türk Dil Kurumu sözlüğünde; zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya olarak tanımlanmıştır. Peki, Türk Dil Kurumunun sözlüğünde böyle tanımlanmış olan hayal size ne anlam ifade eder?

Bunun yanı sıra olayı başka boyutlara taşıyalım.  Hayvanların topla tüfekle savaştıklarını görebilir misiniz? Yahut birbirlerine kin güttüklerine daha önce hiç şahit oldunuz mu?

Görülmüş şey midir bu?

-Bilmiyorum.

Devam edelim. Hayvanlar birbirlerine şaka yaparlar mı?  Örneğin parti kurup seçim için miting yaptıklarını ben hiç görmedim mesela.

Peki, soralım artık, hayvanlar hayal kurabilirler mi?

İnsanoğlu gün geçtikçe ilmini ve medeniyetini geliştirmek için gece gündüz rekabetle beraber çalışıyor. Araştırma geliştirme çalışmaları adı altında her gün bir üst noktaya ulaşmak için çaba sarf ediyor. Şimdi biraz daha düşünce dünyanızda kolay canlanması açısından biraz geçmişe gidelim.

Örneğin; ilk araba fikri insanın aklına nasıl geldi? Yahut ilk uçak tasarlanırken nasıl bir hülyaydı bu? Ya da televizyon. Ne kadar acayip değil mi?

İşte insanların ilmi ve fikri birçok akademik çalışmasından tutunda günümüzdeki icat ve buluşların hemen hemen hepsi hayal ile başlamıştır.  Mimar Sinan, rivayetlere göre bir gün yapacağı caminin arazisinde dolaşırken boş arazide kafasını eğip -sanki başını bir yere çarpmamak için uğraşırcasına- adımını atmıştır. Kendisine sorulduğunda; orada eşik olduğunu söylemiş ve insanlar Koca Sinan’ın zihninde yapacağı camiyi hayal ettiğini anlamıştır. Hazerfan’ın Galata Kulesi’nden atlayışı da uçma hayalinin ürünü müdür gerçekten? İşte hayal bu, hayatta bir sonraki adımın ne olacağı, olabileceği konusunda insanoğluna müthiş bir fikir verir.

Şimdi, ülkemizin birçok akademisyeni, sanatçısı, belediye başkanı ve yöneticileri var. Şöyle bir 30 saniye kadar saydıklarımdan hiçbirinin hayal etmediğini düşünür müsünüz? Hayal yoksa hedef de yoktur diyebilir miyiz? Yani daha iyi bir Türkiye, daha iyi bir belde, daha iyi bir sanat için hayalleri hedefleri yoksa… Hayal yoksa yeni yok desek çok mu iddialı oluruz?

Yediden yetmişe ilandır. Hayal edecek, Hayali basiretle hedefe ve çalışmaya dökecek yöneticiler sanatçılar, akademisyenler ve insanlar aranıyor.

İşte başta da söylendiği gibi İnsan “eşref-i mahlukat” olarak yaratılmıştır. Bitkilerden, hayvanlardan farklı olarak birçok beklentinin yanı sıra bizlerden beklenilen sevmek, saygı duymak, düşünmek ve hayal etmek değil midir? Sözün özü İnşallah geleceği inşa etmek istiyorsak bir parça da hayal etmeliyiz.

 

Not.  –Hayvanlarla ilgili Bu küçük mizah, bizlerin kendimizi kendimize getirmesine vesile olması için yapıldı.  Tabi ki biz hayvanları çok seviyoruz ve onların çok masum olduklarını da biliyoruz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir