İKİ AHBAB BİR ÖMÜR

İki ahbap, bir deniz kenarında ellerindeki taşlar ile taş sektirirler. Biri diğerine der ki; çok yorgunum. Diğeri sessiz kalmadığı gibi altta da kalmak istemez, konuşur, ben daha çok yorgunum. Yorgunluklarını kapıştırırlar. Bir yandan kim daha çok sektirebilecek taşı ve yarışırlar!

İki ahbap, gönülleri hüzün kaplı, merhem arar birbirlerini teselli ederler. Güneş en dik halindeyken semada, iki ahbap bir ağaç altına saklanmaya çalışır, bir gölgeye sığınırlar. Yaraları kabuk bağlamış ama iyileşmemiş daha. Henüz insanlar ve yaralılar.

İki ahbap birbirleriyle görüşmek için söz kesmişler. Vakit önemli değil, önemli olan bir araya gelmeleri. Ayrılıksız, çıkarsız toplama iki kişi bunlar! İki ahbap, seviyorlar birbirlerini.

İki ahbap birbirlerini sevmişler, dünyaya sığamamışlar. Kalpleri öyle büyümüş ki ikisinin de dünya küçük kalmış kalplerinin yanında. Dünyadan vazgeçmiş, birbirlerini sevmişler. Kirsiz, bulaşıksız, masrafsız ve israfsız sevmişler birbirlerini. Dünyaya sığmamış sevgileri.

İki ahbap, susmaya karar vermişler bir gün. Dertleri protesto! Birbirlerini değil tabii. Dünyanın fena yüzü küstürmüş bu ikisini. Birbirlerine değil tabi. Dünyaya küsmüşler, birbirlerini daha çok sevmişler. Dünya kıskanmış bu iki ahbabı. İki ahbap sallamamış dünyayı. Dünya sallanmış bu iki ahbaba! İki ahbap sallanınca birbirlerine daha sıkı sarılmış, dünya durmuş sonra.

İki ahbap bıkmış ve bitkin halde, yaşları ağaran saç misali, ömürleri gecenin zifiri karanlığı. Önemli olan bir olmaları! Yaşıyorlar ve konuşuyorlar aynı denizin kenarında çökmüş. İkisi de çökmüş halde, ikisi de daha çok yorgun, ikisi de daha çok hüzünlü ve ikisi de susmaya daha çok yakın…

İki ahbap, ömürlerini birbirlerine eklemiş, birlikte yaşayıp birlikte yaşlanmışlar. Ayrılmamışlar hiç. Hatıraları sonsuzluğa saklanmış vakitler olmuş. Hatırları birbirine sayılır iki ahbap bunlar! Nice hatıralar biriktirmişler ömür koleksiyonlarında. Hatıra koleksiyonlarına ömür adını takmışlar. İki ahbap öyle sevmişler birbirlerini.

İki ahbap, bir gün olmuş, ölmüş, farklı zamanlarda, aynı anda. Biri ölürken diğerini almış yanına. Biri yaşarken diğeriyle beraber ölmüş. Ahbaplık bu iki kişiden öğrenilmiş ve bu iki ahbap efsane olarak anılmışlar hep! Bu iki ahbap efsane olmuşlar…

Efsunlu bir hal, dünyaya sığmayacak kadar güzel, iki ahbap ölümü de sevmişler. Bir olduktan sonra diri olup olmamak koymamış iki ahbaba. Onlar isimlerini yaşamaktan değil, sevmekten almışlar. Dünya daha çok kıskanmış iki ahbabı. İki ahbap öyle güzel ölmüşler ki birlikte yaşamak kadar anlamlı olmuş ölümleri. Dünya, ölümü kıskanmış!

İki ahbap, dünyaya öğretmiş sevgiyi. Dünya, sevgiyi öğrenmiş fakat ahbapsız kalmış. İki ahbap terk-i dünya etmişler.

İki ahbap ermişler muradına, biz kalalım dünyaya üzülelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir