KİTAP FUARININ ARDINDAN

Bu yıl, daha önceki yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ramazan ayında Kocatepe Camii’nde düzenlenen kitap fuarı, Opera’da yeni açılan Melike Hatun Camisi’nin avlusunda yapıldı.

Daha önceki yıllarda 36 kez Kocatepe Camii’nde düzenlenen fuarın adı Ankaralılar tarafından “Kocatepe Kitap Fuarı” olarak biliniyordu. Nitekim artık gelenek haline gelen Kocatepe Kitap Fuarı’nı yine aynı yerinde bekleyenler, Melike Hatun’da düzenlenen fuarı farklı bir fuar zannetmişler ki; “Kocatepe Kitap Fuarı ne zaman başlayacak?”, “Bu yıl Kocatepe’de fuar olmayacak mı?”, “Kocatepe Kitap Fuarı kaldırıldı mı?” gibi sorularla bizlere geliyorlardı. Şöyle bir tespitte bulunulsa haksızlık edilmiş olmaz: İlk günlerde Melike Hatun Camii’ne gelen ziyaretçiler büyük bir kısmı kitaplar için değil de, daha çok Kocatepe Kitap Fuarı’nın akıbetini öğrenmek için geliyordu. Hatrı sayılır derecede sayıya sahip bazı ziyaretçilerden de tesadüfen geldikleri, bu yıl kitap fuarı konusunda bir reklam, duyuru hareketin olmadığını veya zayıf kaldığı yönünde serzenişleri dinledik. Öyle ki ilk günlerde fuarı ancak ben gibi kitap meraklısı fuar çalışanları canlandırıyordu. Gerçi kitap satıcılığı salt ticaret yapılabilecek bir alan değil. Fuardaki satıcılar/yayıncılar zaten kitap meraklısı olacaklar ki; zahmeti bol, kazancı ancak ancak olan bu sektöre atılmışlar. Sektörde yıllarını geçirmiş gerek benim patronum, gerek diğer yayıncılar benim gibi ilk defa kitapçılığa bulaşmış birisini bulunca yanlış yerde olduğumu, geç olmadan kendimi kurtarmam gerektiğini söyleyerek uyarı da bulunuyorlardı. Bense kitapları satmaktan değil, onlarla bir arada olmaktan zevk aldığımı söylemekle yetiniyordum.

Kitap fuarı ilk günlerde reklam olmaması ve havanın yağışlı olması nedeniyle sakin geçerken fuarın ortalarına doğru özellikle haftasonları arzu edilen kalabalığı yakalayamasa da umut verecek kadar ziyaretçi ağırladı. İmza günü etkinliklerinin de en az seviyede olduğu fuar artık satıcı/yayıncılar için pek bir anlam ifade etmiyordu. Fuarın açık alanda olması stand sahiplerine her anlamda zor günler yaşattı. İlk günlerde yağış, standları su basması gibi nedenlerle bazı kitapları çöpe atmak zorunda kalındı. Yağış nedeniyle  hiç müşterinin gelmediği günler olurken, satıcılar erken saatlerde kepenkleri kapatıp iftarlarını evlerinde yaptılar. Fuarın sonlarına doğru, havaların aniden ısınması sebebiyle bu kez sıcaklardan dolayı fuar rağbet görmedi.

Kocatepe Camii’nin Ankara’nın merkezi konumunda ki Kızılay’a yakın oluşundan dolayı, kitap meraklılarının sık sık uğrayabileceği bir yerken; Melike Hatun Camii’nin Ulus’ta oluşu, ulaşımı Kocatepe’ye göre daha kolay olmasına rağmen, özellikle sadece kitap için gelinmesi gerekmesi de bir başka olumsuz örnek olabilir.

Gelelim iftar sonrası fuar akşamlarına. Kocatepe Camii’nin iftar çadırı meşhurdur. İftar çadırında orucunu açanlar şöyle bir fuarı dolandıktan sonra teravih kılıp evlerine çekilirken; Ulus’un, özellikle de İtfaiye Meydanı’nın olumsuz bazı vakalarda adının geçmesi ve çevrenin sosyal durumunun Ankaralılara güvensizlik aşılıyor olmasından ötürü de kitap fuarı iftardan sonra Kocatepe’ye oranla çok sakin oluyordu. İftar çadırının olmayışı, satıcı/yayıncıları dahi bugün nasıl iftar yapacağız kaygısına itiyordu. Aslına bakarsanız tatlı bir telaş sarıyordu herkesi demek daha doğru olur. Her gün olmasa da, sık sık çalışanlar toplanıp bir iftar sofrası kuruyor, evlerden uzak olunmasına rağmen bir aile sıcaklığında oruçlar açılıyordu. İftardan sonra her standdan bir ikramlık çıkıyor, herkes birbirine bir şeyler ikram ediyordu. Gün boyu sıcaktan, açlık ve susuzluktan gerilen ortamın yerini şen şakrak muhabbetler dolduruyordu. Bana en güzel gelen fuar özelliklerinden birisi de Melike Hatun Camii’inde sürekli Kur’an-ı Kerim okunmasıydı.

Zorluğuyla güzelliğiyle bir fuarı geride bıraktık. Bu yıl görülen eksikliklerin önümüzdeki yıl düzeltilmesi temennisiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir