KİTAP, KİTAP FUARLARI VE MÜHENDİSLİK ÜZERİNE TALHA ŞAHİN İLE RÖPORTAJ

Kitap Fuarları bir şehrin ciğerleri gibidir. Mis gibi havayı içine çeke çeke doyamazsın. Kitabın kokusuyla birlikte ciğerlerine dolan oksijen. İşte kitap sevdalılarının kitap fuarlarındaki her bir adımı bu hislerle atılır. Biz de bu hislerden pay almak niyetiyle 37. Ankara Kitap Fuarı’nda adımlarımızı attık. İş çıkışında yorgun olsak da bu adımları atmayı bir kültür borcu olarak görmekteyiz. Deruhte Dergi olarak bu borcu ödemenin (her ne kadar ödemeye çalışsak da anne hakkı gibi ödemez bu borç) sancısı ile değerli kardeşimiz Makine Mühendisi, iyi bir okur Talha Şahin ile kitaba, mühendisliğe ve İnsan Yayınları’na dair keyifli bir röportaj yaptık. Buyurunuz:

 

  1. Selamünaleyküm. Talha Hocam öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Aleykümselam. Teşekkür ederim. Ben Talha Şahin, 1993 Ankara doğumluyum. Kızılcahamam’ın Binkoz köyündenim. Doğma büyüme Ankaralıyım. 2012 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü kazandım. Lisansı bu sene bitirdim; yani 6 yıl sürdü (Gülüyor).

Küçük yaştan itibaren babamın çevresi ile sık sık bir araya geldiğimden islâmi ortamlarda bulunma fırsatı elde ettim ve buralarda büyüdüm. Bugün küçüklüğümden beri kurduğum bağları, İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara, Genç Hareket Birimi olarak devam ettirmekteyim. Çocukluğumdan bu yana birlikte kurduğumuz bu kardeşlikleri sürdürerek yaşamaya gayret ediyorum.

  1. Üniversiteden yeni mezun oldunuz. Yeni bir mezun olarak neler düşünüyorsunuz? Gelecekteki fikirleriniz neler?

(Gülüyor). Makine Mühendisliği. İnsan yeni mezun olunca içinde bir heyecan hissetmiyor değil. Mezun olduk, kendimize, topluma ve ümmete hizmet için çalışma arzusuna sahip bir Müslüman olarak gayret etmem gerektiğini düşünüyorum.

Geleceğe dair fikirlerimi daha çok kendi işimi kurmak üzerine inşa ediyorum diyebilirim. Bu fikrimde babamın esnaf olmasının katkısı çoktur. Tabii bir de Efendimiz (sav.)’in de buyurduğu gibi: “Rızkın onda dokuzu ticarettedir.” hadis-i şerifinin etkisindendir. Diğer yandan ticaretin ötesinde bugün ümmet coğrafyasının ihtiyaç duyduğu tüm mühendislik tasarımlarını yapıp geliştirebilmeli ve üretebilmeliyiz diye düşünüyorum. Elhamdülillah adımlarımız sağlam ve çalışmalara tüm mühendislik alanlarında devam ediliyor. Bize de ihtiyaç duyulması halinde biliyorsunuz sağına soluna bakmayan bir genç gibi bizde görevi yerine getirmek için gayret gösteririz inşallah.

  1. Dünya’nın en zor bölümlerinden sayılan Makine Mühendisliği alanı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Üniversitede ilk staj yılımda, stajdaki mühendis bir abi makine mühendisliğinin tanımını yapmamı istemişti. Ben de: “Doğayı yorumlayıp insana hayatı kolaylaştırma sanatıdır. Efendimiz (sav.)’in buyurduğu gibi zorlaştırmayınız kolaylaştırınız hadisinden hareketle insanlara hayatı, iyiyi, doğruyu yaşamayı kolaylaştırma sanatıdır” diyerek tanımlamıştım. Yerli ve milli kavramları dahil bununla alakalı olduğunu düşünüyorum. Tabi ki bu iki kavramın ötesine, bir makine mühendisi adayı olarak ümmet kavramını merkeze alan bir tanım da yapabilmeliyiz diye düşünüyorum. Ben o gün bu gündür makine mühendisliğinin bu tanımı daima kullandım ve bir temel olarak belledim.

(Bu soru üzerine Makine Mühendisliği’ne haddinden fazla bir zorluk yüklediğimizi düşünüyor). Makine Mühendisliği dört temel alanda çalışır: İmalat ve Konstrüksiyon, Enerji, Termodinamik ile Makine Teorisi ve Dinamiği’dir. Zor mu diye kendime sorduğumda şu yanıtı veriyorum: Makineyi fizik ve matematiğin bir bileşimi olarak görürseniz makine mühendisliği’nin o kadar zor olmadığını görebilirsiniz. Tabi üzerine aldığımız eğitimi bir hedef bir hayal olarak kurup çalışırsak zoru inşallah aşarız.

  1. Bugün 37. Ankara Kitap Fuarı’nın son günü. Fuar nasıl geçti? Ankara’da kitaba ilgi nasıldı?

(Hüzünleniyor). İlgi ve istekler hız ve haz çağında biraz cılız biraz anlık kalıyor. Gençlerle birlikteyim ve bende gencim. Genç bir hazine demekse eğer bunun hakkını verip doğru işler yapabilmeliyiz. Okumak bu doğrunun başı değil midir? Yaradan Rabbin adıyla oku diye gelen vahyin mesajıyla dirilmek değil midir? Anlayıp, kavrayarak iman etmek ve onu hayata tatbik ederek onunla cennete gitmek bizim durup düşünmemiz gereken yer değil midir? Genç kardeşlerle ve birçok büyüğüm ile burada birlikte olduk. Anlayanlara, derdini paylaşanlara selam olsun. Kitap tüccarlığı yapmak için burda durmayı hiç istemedim, elhamdülillah bugünde böyle düşünerek iş yapıyorum ve tavsiye, nasihat ve muhabbet üzerine gelen misafirler ile buluşuyorum. İlgi bize derdi hatırlatıyor. Dertlenen misafirlerimizi ağırladık, derdin az olması niceliksel bir tanım olur ölçüsü de bizi aşar, biz niteliğe, samimiyetimize bakalım. İnşallah güzel birlikteliklerle ben fuarı tamamlıyorum. Emanetleri sahiplerine vermeye çalışıyorum.

  1. İnsan Yayınları kültür dünyamıza çok değerli eserler kazandırmış ve halen de kazandırmaya devam etmektedir. İnsan Yayınları hakkında siz neler düşünmektesiniz?

İnsan Yayınları ile 2013 yılında yayınevimizin editör ve yazarlarından Prof. Dr. Ejder Okumuş hocamızın konferansı sırasında tanışmıştım. O sene Eskişehir’de düzenlenecek kitap fuarı için İnsan Yayınları stantta bekleyecek birisini arıyormuş. Bize nasip oldu. 2013’ten beri İnsan yayınlarının standında her sene duruyorum. İlk sene Eskişehir’de durduktan sonra Ankara’daki fuara da stant açtılar. Yani 2014’ten beri TDV Ankara Kitap Fuarı İnsan Yayınları standındayım.

Fuara başladığım sene 1987’de basılan Güvercin Gerdanlığı kitabını okumuştum. Çok güzel bir kitap. Aşkın hallerinin en güzel anlatımlarından birine sahip. Sadece bu kitabı okuduğumdan başkalarını tavsiye edemedim ve ondan dolayı o sene bu kitaptan iki yüzden fazla satmıştım. Bir başlangıçmış meğer.

İnsan Yayınları’na gelince 1990’lara doğru kitaba muazzam bir ihtiyaç olduğu söyleniyor. İnsan Yayınları’nın sahibi rahmetli İlhan Akıncı ağabey o yıllarda tekstil işiyle uğraşıyor. Nasip bu ya İnsan Yayınları’nı açıyor. Eskilerin pek kıymetli eserlerini çevirmeye başlıyorlar, tabi bastıkları yeni telif eserlerde var, eskidekileri de çağımızın insanlarının hizmetine sunuyor İnsan Yayınları. Özetle, bugün burada bulunmasının sebebi de ilim ve hikmet esaslı yayıncılık çizgisiyle, ülkemizin kültür, düşünce ve yayıncılık hayatına ciddi katkılar vererek Türkiye’ye bir değer katmaktır. Bu zorlu görevi de devam ettirecektir inşallah.

  1. İnsan Yayınları’ndan basılan özellikle Malcolm X kitabı büyük bir ilgi ile okunmaktadır. Kitabın hacminin de büyük olmasına rağmen bu kadar talep görmesi ve Malcolm X’in sevilmesini neye bağlıyorsunuz?

Evet, Malcolm X ülkemizde çok sevilmektedir. Fakat işin garibi Alex Haley’in yazdığı bu kitapta hayat hikâyesi anlatılan Malcolm X’in, yazar Alex Haley’in ve kitabın anavatanı olan Amerika’nın ilgisinden uzaktır. Keşke oralarda da okunsa da bir uyanışa sebep olsa.

Biz de ise çok seviliyor. Benim de şehit Malcolm’da gördüğüm şeylerden birisi iman varsa imkân vardır sözünü yaşamına yerleştirmiş olmasıdır. O, hapishane de dört duvar hücresinde hiçbir şeye aldırmadan sabahlara kadar okumuş ve hatta okutmuştur. İşte, bize anlattığı en güzel şeylerden biridir bu.

  1. Mühendisler ile ilgili genel olarak “çok okumazlar, hatta kitap bile sevmezler” gibi yorumlarda bulunmaktadırlar. Sizce bu yorum doğru mudur?

Okumak, özgürlüğe uçmaktır. Okumak, insana yepyeni ufuklar açmaktadır. Eğer okuyorsan kavram dünyan, bakış açın, yürek coğrafyan daha özel ve güzel birçok şey genişliyor demektir. Yani hayatın gelişiyor ve değişiyor, mühendisliği tanımlarken dediğim gibi,… Kendimize yeni bir şeyler katabilmek için okumalı-sın/yız.

Eğer okumanın değerini kavrarsak Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi “Cetlerimiz inşa etmiyorlardı, ibadet ediyorlardı.” şuurunu da yakalama fırsatı elde edebiliriz.

  1. Alanınıza dair en sevdiğiniz ve örnek aldığınız bir kitap(lar) var mıdır?

Evet. Abdullah Galip Bergusi-Yoldaki Mühendis. Kendisi Ürdünlü ama Filistin davasına yüreğini, aklını ve bedenini adamış bir mühendis. Filistin’deki zor şartları görüyor ve harekete geçiyor. İsmen yeni yeni Türkiye’de duyuldu; ekin yayınlarından çıkan kitabıyla. Bir Ahmet Yasin, bir Yahya Ayyaş, bir Bergusi. İşte dünyadaki mazlumların yüreklerine su serpen güzel şahitler. Rabbim şehitlere rahmet, şahitlere yardım eylesin; ümmetin zorda kalan tüm müslümanlarına da desteğini esirgemesin ve bizlere zaferi nasip etsin inşallah.

  1. Mühendislik alanında özellikle hangi alanda çalışmayı istiyorsunuz?

Yukarıda değinmiştim. Bir merkez noktamız var. İlkelerimiz ve bu doğrultuda yaşamaya çalıştığımız bir hayatımız. Buna ters bir meslek ve iş hayatını tercih etmeyiz inşallah. Ülkeye hizmet edebilecek ümmeti kalkındırabilecek bir alan tercih etmek istiyorum. Özellikle bu konuda bugün çokça konuştuğumuz ve Ankara’nın da üretimde söz sahibi olduğu savunmaya sanayi alanında çalışmayı isterim.

  1. Son olarak neler söylemek istersiniz?

En büyük nasihat ile sözlerimi bitirmeliyim. Vücudumuzda ki en mühim organ kalptir. Zira kalp durursa kan dolaşımı olmaz ve insan ölür. İnsanda da eğer ahirete olan inanç yok olur ise o artık imani melekeleri kaybeder ve iyiliği, hayrı, -konuşmamızda çokça değindik- ümmete bir değeri üretemez. Bundandır bende kendime ettiğim en büyük ve en önemli nasihat ile sözlerimi tamamlayayım: “Her canlı ölümü tadar. Bir imtihân olarak sizi hayırla da şerle de deniyoruz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz…”(Enbiya-35)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir