RUH ŞÖLENİ

“Oruç; insanın katıldığı, her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir.”

Sezai Karakoç

Ramazan orucu; arınma, bilenme ve korunma eylemi olarak mü’minlerin hayatına yansır.

Arınma eylemi, kötülüklerden, çirkinliklerden, haddi aşmaktan ve sair aylarda bulaşan her türlü manevi bunalımlardan durulanmayı yani arınma mevsimini gösterir

Bilenme eylemi, bu kutlu ay içerisinde insan, kendi özüne döner. Kendine yolculuğunun başlangıcı olan bu kutlu ayda, insan, kendisine kendisini hatırlatır ve bütün kusurlarını temizleyecek vesilelere yolculuğu başlar. Ramazan Ayı, insanın sair aylardaki hoyrat hâllerini ve başıboşluğun vermiş olduğu savurganlığını insana güzellikle hatırlatır. Bunları hatırlayan insan, Ramazan Ayı içerisinde daha irade sahibi ve gönül zenginliği ile keskinleştirir kendini. Kulluğun yegâne hatırlatıcısı olan bu ilahi keskinleştirme harekâtı insanı türlü kötülüklere karşı kalkan misali korur. İnsanın kötülüğe karşı duyarlılığı ve iyiliğe yönelik hassasiyeti bu vesileyle artar.

Korunma eylemi, insanın her türlü nefsin doymaz arzularına ket vurarak kötülüklere karşı korunmayı ifade eder. İnsan bu kutlu ayda, iyilik ve güzellik zırhını kuşanır. O zırh ki, insana ruh şöleni sunar. Ruh şöleni ile bir sükunet hasıl olur insanda. O sükunet ki insanın huzur makamına ulaşmasına vesile olur.

Peygamberimiz (s) Ramazan Ayı için, ümmetimin ayıdır, demiştir. Ramazan Ayı ki içerisinde Kadir Gecesi’nin güzelliğiyle vardır. O Kadir Gecesi ki bin aydan daha hayırlıdır. Bir göklere yükseliş zamanıdır ve yolculuğumuz kulluğumuzun bilincine varmaktır. İnsan, bu kutlu ay vesilesiyle arınır, bilenir ve korunur. Ramazan Ayını mahzunca uğurlama makamındayız. Veda ediyoruz 11 ayın sultanına. Gönlümüze, yaşamımıza, hareketlerimize ve haddimize rahmet nazarıyla dokundu ve gidiyor. Kalbin aklına seslenerek gidiyor ve adeta diyor ki; “insan kardeş gidişin hak üzere olsun, bu dünya gelip geçecek, dünyanın ahiretin tarlası mesabesinde olduğunu unutma ve her günü Kadir Gecesi bil, hatırla daim.” Geçip giderken kalbimizde uyuyan o gizil güzelliği uyandırarak gidiyor. O kalbimizde uyanan güzellik ki bizim sair aylarda ortaya çıkaramadığımız ve uyuklamaya bıraktığımız; şükür nimetidir. Şükür nimeti ile birlikte doymak bilmeyen nefsin arzularının önüne geçeriz böylece.

Yarın, bayram. Kutlu bir seferin sonunda yaşanılan bir göz aydınlığı ve muştu; bayram. O kutlu ayın ardından yunmuş kalplerimiz ile bayramı kucaklar yine onun güzelliğine sığınmakta buluruz kendimizi. Bayram ki bizi birbirimize yaklaştırır ve bize şu arka plana attığımız güzelliğin türküsünü söyler; sıla-ı rahim, yani akraba ziyareti. Ne güzel hatırlatıştır ve bir şükür vesilesidir. Buna mukabil bütün bu hatırlayışların ve güzelliklerin berisinde şunu diyebiliriz ki; “Yaşadığımız her hadisede haddimizi bildirecek rahmet noktaları vardır.” Hududunu bilerek o çizgiyi aşmayan insana ne mutlu!

Ramazan bayramınızı bu vesileyle kutluyor ve bayramın kadrini bilerek istifade etmeyi temenni ediyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir