SEVGİ

Sahi, sevgi neydi?

”Bazen gidesin gelir uzak ülkelere” diyor ya hani bir şarkıda, ne kadar kaçabilirdi insan? İnsan kaçar elbet istediği yere, ama yalnız kendinden kaçamaz. Her şeyden kaçarsın da kendinden kaçacak bir yer bulamazsın. Sahi, neydi insanın kendisiyle alıp veremediği ya da kendinden hiç alamadığı? Kendimizde arayıp bulamadığımızı başkalarından dilendiğimizden bu acınası hallerimiz. ”Bir değer tutar seni, tutar sımsıkı sonra kalasın gelir” ama bizi tutan o değer, sonrasında ittiğinden yerle bir oluyoruz da kendimizle tam olamıyoruz. İnsan Rabbine tutunmalı yalnız. Yoksa tutunduğunuz o fani dallar, bir zaman sonra kırılmamak için, sizi boşluğa itmekten hiç çekinmez.
”Ben hayatım mağlubuyum.” Yenik düşmek değil de sevip düşmek, sevdiğine yenik düşmekti zor olan. Sevdik sanıp elinden tuttuğunun, o eli bırakmasıydı kahrolunan. Şimdilerde kolay efendim, ”seviyorum” deyip hiç bir şey olmamış gibi, duyguları hiçe sayarak, arkanı dönüp çekip gitmek ve hemen sonrasında başkasını sevmek(!).
Sevmek…”İnsan sevmeli” demiş, güzel adam Cahit Zarifoğlu. “Bazen bir insanı, yahut bir ağacı, ya da kanadı kırık bir kuşu… Zaten sevmezse insan, insan mı olur?” diye de tamamlamış. Peki bizi insan yapan bu özelliğimiz aslında neyi ifade ediyor, gelin kısaca biraz bahsedelim.
Uğruna her asır, her dönem, her an sözler sunulmuş, şiirler dökülmüş, kalemler ellere alınmış kağıtlara destanlar yazılmış, belki dağlar delinmiş, belki yollar aşıl(n)mış, hem biricik hem evrensel değer taşıyan bir çok kelimenin de anlam bulduğu sevgi duygusu; saygıyı, sadakati, hasreti, vuslatı, şefkati, dostluğu, canı, cananı ve hatta bazen de nefreti kendinde tekleştiriyor, birleştiriyor.
‘Sevmek’ için; ‘herkesin kendince cevabının olduğu bir eylem’ desek, belki cevaptan kaçmış oluyoruz. Lakin sevmek öyle bir şey ki; insanların her birinin parmak izlerinin farklı olması gibi, her ruhta farklı bir manayı ve derinliği barındırıyor ve bununla beraber her insanın sevgi anlayışı farklılaşıyor. Sabahattin Ali’nin dediği gibi: ”Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi, iki ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?” Belki bundandır insanların bazen uzlaşamamaları. Farklı değer yargıları farklı noktalara götürüyor, sonra yollar ayrılıyor.
Sevgi; ‘seviyor’ uğruna bir papatyayı bile incitmek değil de, ‘seviyor’lu ‘sevmiyor’lu birçok papatya tohumu ekmek elele. Sevgiyi basite almayıp her an sarmanız, anlamanız, sadakat ile yaşamanız ve yaşatmanız dileğiyle… Sevmek için yaratılmış kalpler hep dolsun diye.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir