ÜLKÜ TAMER: BİR ŞAİRE GEÇ KALMAK

Yeni bir diyet ödeme yöntemi üzerinde çalışıyorum.Kaybettiğim zamanın hesabını şiir okuyarak ödemeyi düşündüm.Şiir uçsuz bucaksız bir derya olduğu için kendime sınırlar çizmem gerekiyordu.Önce Türk şiirin belli başlı şairlerini okumayı düşündüm, belli bir düzene göre tabii.Sonra Abdülhak Hamit’le başlayan son dönem çizgisine odaklandım.En sonunda bir şey fark ettim.İnsan yaşadığı zamanı iyi değerlendirmelidir.Ben de sürekli isimlerini andığım halde şiirlerinin pek çoğundan uzak kaldığım ve henüz hayatta olan şairlerimizi düşündüm.Elbette şairin yaşı şiiriyle eşdeğerdir ve şiiri okunduğu sürece şair öz dilinde sesini duyurmaya devam eder.Fakat ben yaşadığım zamanı iyi değerlendirme meselesinden ötürü böyle bir yöntem izledim.

Şiirini Hisar dairesinde oluşturan ve sonradan kendi sesini bulan Yavuz Bülent Bakiler ile başladığım yolculuğuma.İkinci Yeni ile yola çıkan Sezai Karakoç ile devam ettim.Bunu kronoloji hassasiyetime yorabilirsiniz.Şiirimizin son yarım asırlık atılımlarıyla tanışmanın vakti gelmişti.Derken bir gün sıra yine  İkinci Yeni ile sesini duyuran bir başka şairimize gelmişti: Ülkü Tamer.Şairi daha önce hiç okumamıştım.Harry Potter çevirisinde adını gördüğümde şaşırdığımı anımsıyorum.Edebiyat derslerinde adını duymuştum.Geçen sene Tuhaf Dergi’de denk geldiğim edebiyat ve sinemaya dair yazılarını ilgiyle okumuştum.Son zamanlarda birkaç şiiriyle tanışınca şiirine dair merakım artmıştı.Bir dostum ‘Konuşma’ şiirinin Haluk Bilginer performansıyla okunduğu o meşhur sahneyi izletti bana.İşte bütün Ülkü Tamer maceram bundan ibaret.Kendisiyle tanışmak nasip olmadı.

Bana Haluk Bilginer’in üst düzey oyunculuğunu sergilediği o sahneyi izleten dostumla düzenli olarak kütüphaneden kitap almaya gideriz.Bu bilgi önemli, çünkü son gidişimizde Yanardağın Üstündeki Kuş adlı şairimizin toplu şiirlerini kapsayan kitabını aldım.Şair henüz Bodrum’da, hayattaydı.Soğuk Otların Altında’yı okudum ve ikinci eserine geçmeden Ülkü Tamer’in vefatını öğrendim.Ardından kitabı kaybettim.Bir kaç günü şaire geç kaldığımı düşünerek geçirdim.Geç kalışımı, kitabı kaybedişimi, çocukları ve kuşları düşündüm.Kardeşim, onca aramaya rağmen bulamadığım siyah ciltli Yanardağın Üstündeki Kuş’u ufak bir çabayla bulup da masamın üzerine bıraktığında çocuklar gibi sevindim, kuşlar gibi de.

Şimdi sırada Gök Onları Yanıltmaz(1960), Ezra ile Gary(1962) Virgülün Başından Geçenler(1965), İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür(1966), Sıragöller(1974), Antep Neresi(1986) ve uzun sürenin ardından yayınladığı 1994 sonrası şiirlerini ihtiva eden Bir Adın Yolculuktu(2014) adlı şiir kitapları var okunmayı bekleyen.Zamanla aslında bir şaire geç kalmanın farklı bir anlamı olduğunu düşünmeye başladım.Mesele daha fazla vakit kaybetmeden şiiriyle tanışmaktı.Çünkü şair dillerde söylendikçe yaşar.Ülkü Tamer de böyle dememiş miydi?

“O eski bir güvercindi, gittikçe hatırlanan,

O eski bir güvercindi, uçması da iyiydi bana kalırsa,”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir