ZARİFOĞLU’NUN SERÇEKUŞ’UNA MEKTUP

Küçük gezgin… Sen miydin şaire “serçekuş” diye başlatıp da o huzur verici hikâyeyi yazdıran? Sen o küçücük kanatlarınla dünyayı dolaşıyor ve o küçücük gözlerinle bu eşsiz güzelliğin şahitliğini yapıyorken, ben burada oturmuş sana özenmekle birlikte aynı zamanda bekliyorum. Bir gün gelip anlatırsın diye gördüğün her şeyi, ben seni sabırla bekliyorum. Eğer gelmeye karar verirsen, bir sabah namazı vakti camımı tıklat. Muhtemelen soğuktan üşümüş olan ayaklarını avucumda ısıtır, sana ekmek ufalarım. Sende olan cesaret bende yok biliyor musun? Ben gidemezdim senin kadar uzaklara. Başımı uzatsam şöyle bir, düşmekten korkarım çünkü dünyadan, hayattan ya da hayallerden… Ben gidemiyorum, göremiyorum sen anlat. Söyle bana neler gördün, kimlerle tanıştın? İnsanlar değişmiş mi küçük kuş? Yoksa hala aynılar mı? Aynı telaş, aynı panikle koşuşturuyorlar ve seni görebilecek kadar bile kafalarını kaldırıp göğe bakmıyorlar mı? Hala yüzlerini donduran ve ifadelerini sertleştiren o çatık kaşla mı bakıyorlar birbirlerine ve tebessümü eksik mi ediyorlar? Ah küçük kuş, hala umarsızca kavgalar mı dönüyor sokaklarda? Ömür bir atlı gibi koştururken ölüme her gün biraz daha tükenerek azalan insan, hala dünyada ezici bir varlığının, büyüklüğünün veyahut üstünlüğünün olduğunu mu savunuyor? Aldırma sen bunlara küçük kuş ve yoluna devam et. Mesela biraz da güzel şeylerden bahset bana. Bahar gelince renklenen kırları anlat ve kulaklarının arkasına çiçek takan küçük kızları… Onlar şimdi şarkı da söylüyorlardır değil mi, kol kola girdikleri kardeşleriyle birlikte.

Hayat ne garip küçük kuş, ne garip! Ve zaman ne de hızlı! Bazı şeylerin tadı damağındayken daha, sonu geliyor. Acaba dünya dedikleri böyle bir yer mi? Sen hiç başka alemler gördün mü? Oralarda da sevinçler hep böyle buruk ve acılar hep böyle derinde mi kalır? Sahi, oralarda da yalnızlık var mıdır ya da kalabalıkların yalnızlaştırdığı insanlar? Neyse fazla sıkmayayım seni küçük kuş. Nasıl olsa gelince her şeyi anlatırsın. Belki o zamana kadar her şey değişmiş olur. Ümitli haberler, güzel sabahlar getirirsin belki bana. Şimdilik hoşça kal, hoş kal…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir